6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, yaşadığımız kayıplar ve travmalar yeniden hatırlanırken; psikolojik sağlamlığımızı güçlendirmek hem kendimiz hem de çocuklarımız için büyük önem taşıyor. Psikolog Leman Özdağtekin, travmanın etkileriyle başa çıkabilmek ve ruhsal dayanıklılığı artırmak için ebeveynlere yol gösteriyor.
Tam 3 yıl önce ülkemizde yaşanan ve toplumumuzu üzüntüye boğan deprem felaketi bizleri psikolojik açıdan oldukça etkiledi. Deprem süreci ile baş edebilmek, bu olumsuzlukları deneyimlemek hiç kolay olmadı. Birçok insan depremden önce böyle bir felaketle karşılaşmadığı için dünyayı güvenli bir yer olarak görmekteydi ancak bu doğal afet insanların güvende olma hissini ortadan kaldırıp ciddi travmalarla yüzleşmelerine neden oldu. Ülkemiz, depremlerle acı tecrübeler yaşamış bir coğrafyada yer alıyor ve olası büyük İstanbul depremi gibi senaryolar da sıkça gündeme geliyor. Bu nedenle, böylesi afetlerde çocuklarımızın ruhsal dünyasını nasıl koruyabileceğimizi bilmek, onlara güven duygusunu nasıl yeniden inşa edebileceğimizi öğrenmek her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Travma nedir?
Amerikan Psikiyatri Birliği travmayı normal insan deneyiminin ötesinde seyreden olaylar olarak tanımlar. Bu olaylar; doğal afetler, trafik kazaları, taciz vb. gibi durumlardır. Bir olayın travmatik olabilmesi için olayı yaşayan kişilerin korku, dehşet, aşırı üzüntü, çaresizlik, kızgınlık, öfke, suçluluk depresyon gibi yoğun duygulara karşı karşıya kalması gerekir. Çocuklarda deprem sonrasında şok, endişe, umutsuzluk, kaygı, karamsarlık gibi duyguların yoğun olarak hissedilmesi çok normaldir. Uyku ve yeme sorunlarının yaşanması, duygusal, fiziksel, duygusal ve davranışsal tepkiler görülmesi muhtemeldir. Dolayısıyla, bu dönemde anne veya babaları ile uyumak istemeleri, uykuya dalmakta güçlük çekmeleri, iştah problemi yaşayabilmeleri, geceleri sık sık uyanmaları veya kâbuslar görmeleri oldukça doğaldır.

Çocuklar hem kendilerinin hem de anne-babalarının güvende olduklarını bilmeye ihtiyaç duyarlar. Onunla bol bol konuşun, sorularını cevaplayın!
Çocuğunuzla deprem hakkında nasıl konuşabilirsiniz?
Çocuğunuza öncelikle depremin nasıl bir doğal afet olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, ne şekilde meydana geldiğini anlatabilirsiniz. Yaşına uygun olmak kaydıyla, anlayabileceği açık ve basit bir dille bilgi verebilirsiniz. Binalara, evlere ve insanlara verebileceği olası zararlardan söz edebilirsiniz. Kendi evinizin güvenliği konusunda ne tür önlemler aldığınızı, kendinizin, aile büyüklerinizin ve yakınlarınızın güvenliğini sağlamak için aldığınız tedbirleri aktarabilirsiniz.
Çocuğunuzun deprem ile ilgili sorularını yanıtsız bırakmamaya, “bilmiyorum” gibi ifadeler kullanmaktan kaçınabilirsiniz. Belirsizlik çocuğunuzun daha fazla kaygılı hissetmesine neden olabilir. Ayrıca, çocuğunuzun depremle ilgili sosyal medyada ya da televizyon karşısında uzun süreler geçirmemesine özen gösterebilirsiniz. Bu durum onun yaşına uygun olmayan şiddet içeren görüntü ve haberlerle karşılaşmasına yol açabilir.
Çocuklar hem kendilerinin hem de anne-babalarının güvende olduklarını bilmeye ihtiyaç duyarlar. Böyle durumlarda çocuğunuzla bu kaygılarını konuşabilir, bir arada olmaya özen gösterebilir, kaliteli vakit geçirmeye önem verebilirsiniz. Ona sevginizi gösterebilirsiniz. Çocuğunuz deprem bölgesindeki kişiler için endişeli hissediyorsa ülke genelinde deprem bölgesine gönderilen yardımlardan bahsedebilirsiniz. Çocuğunuzun aşırı derecede endişelendiğini gördüğünüz durumlar için profesyonel destek alabilirsiniz.
Psikolojik sağlamlık; olumlu düşünebilmeyi, zorluklarla baş edebilmeyi, çözüm odaklı olabilmeyi, daha esnek davranabilmeyi, olayları farklı açılardan değerlendirebilmeyi, yaşanan durumlarla mücadele edebilmeyi içerir!
Psikolojik sağlamlığımızı artırmak için neler yapabilirsiniz?
Psikolojik sağlamlık; olumlu düşünebilmeyi, zorluklarla baş edebilmeyi, çözüm odaklı olabilmeyi, daha esnek davranabilmeyi, olayları farklı açılardan değerlendirebilmeyi, yaşanan durumlarla mücadele etmeyi içermektedir. Dolayısıyla anne babaların yaşanan bu felakete rağmen psikolojik sağlamlığını korumaya çalışması ve çocuklarına olumlu rol model olabilmeleri çok önemlidir. Ebeveynlerin bu dönemde sorumluluklar edinmesi, sosyal bağlarını kaybetmemesi, duygu ve düşüncelerini paylaşması, arkadaşları ile vakit geçirmeleri kendi travmatik duygularını onarmalarına destek olabilir. Travmatik olayın ardından olabildiğince hızlı bir şekilde gündelik yaşama dönmek, rutinleri devam ettirmek, çocukları okula ve derslere adapte etmak, fiziksel aktiviteler yapmak bu durumla baş edebilmeyi kolaylaştırabilir.





















