Çocuğun sağlıklı gelişiminde sevgi kadar tutarlı anne-baba tutumu da büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre güvenli bağlanma, ortak aile kuralları ve yaşına uygun sorumluluklar, çocukların hem özgüvenini hem de duygusal gelişimini destekliyor.
Her anne-baba çocuğunu sevdiğini bilir ve hissettirmek ister. Ancak uzmanlara göre sağlıklı bir çocukluk için sevgi tek başına yeterli değil. Çocuğun kendini güvende hissetmesi, sınırlarını öğrenmesi ve özgüven geliştirebilmesi için anne-babanın tutarlı bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşıyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, güvenli bağlanmadan demokratik ebeveynliğe, sorumluluk kazandırmaktan aile içi ortak kurallara kadar çocuk gelişimini etkileyen önemli noktalara dikkat çekiyor.

Bağlanma bireyin psikolojik doğumu olarak da nitelendirilebilir!
Anne çocuk ilişkisinde vurgulanan noktalardan biri bağlanma. Bağlanma, duygusal yönü ağır olan, olması gereken bir durum. Bebeklikteki bağlanmanın biraz daha belirli bir kişiye karşı olumlu tepkilerin verilmesi, zamanın büyük bir kısmının o kişiyle birlikte geçirmek istenmesi diyebiliriz.
Herhangi bir korku yaratan durum ya da bir obje karşısında da o kişi aranabilir. Aslında burada bağlanılan kişinin varlığının fark edilmesi, bebeklere ve çocuklara eş zamanlı olarak da bir rahatlama veriyor. Bu bağlanma bir şekilde devam ediyor. Biz bunu farklı noktalarda da gözlemleyebiliyoruz. Çocukluk döneminde çocuk bireysel bir adım atmak istiyor, bir iki adım ileri gidiyor ama sonrasında hemen geriye dönüp bakıyor bağlanma kişisi orada mı diye. Kontrol etme ihtiyacı duyuyor. Bağlanmayı aslında bireyin bir psikolojik doğumu olarak da nitelendirebiliriz.
Çocuğun kendini güvende hissetmesi için sadece sevgi değil, tutarlı ebeveyn tutumu da büyük önem taşıyor.
Güvenli bağlanmanın temeli, koşulsuz kabul!
Anne bebek arasındaki ilişkinin ileriki yıllarda güçlendirilebilmesi için bağlanmanın baştan korunması çok önemli. Bazı durumlarda bu bağlanmayı sonradan gerçekleştirebiliyorlar ya da annelik haberinin alınmasıyla beraber bazen tam bir bağlanma kurulamayabiliyor.
Önemli olan bağlanmanın güçlenmesi adına neler yapılabildiği. Bebekle oynanılan oyunlar daha çok yoğunluğunu gösterebiliyor. Aslında bu ses tonu, sevgi dolu yaklaşım, oyunun arasında onun yanında olması, onun tercihlerine bizim de uyum göstermemiz gibi birçok şeyi kapsıyor. Bu bağlanma koşulsuz kabullenişin de bir noktası aslında. Çocuk bunu hissediyor. Bebek ve çocuklar bu yolla şekilleniyor. Her durumda annenin ya da bakım veren kişinin orada olduğunu fark etmesiyle bu süreç daha kıymetli bir noktaya gidiyor.

Çocuğun fikrini almak özgüvenini destekliyor
Anne çocuk ilişkisinde yanlış davranışlara da değinmek gerek. Bu konuda tutumlardan bahsedebiliriz. Şöyle bir söylem vardır: ‘Biz anne babamıza bırakın bir laf söylemeyi, hiçbir zaman kendi düşüncemizi aktaramazdık.’ Bizdeki tutum artık biraz daha evrilmeye başladı. Çocuğun da görüşünü aldığımız ya da isteklerini dikkate aldığımız bir tutumdan bahsedebiliriz. Şimdiki tutumlar biraz daha çocuk merkezli tutumlar. Ortaklaşa alınan kararlardan devam ediyor diyebilirim. Klinikteki adıyla ‘Demokratik Tutum’. Seçenekleri sunan kişiler anne babalar oluyor ama çocuğun da burada bir hakkının olduğunu bilmesi çocuğa da iyi geliyor.
Uzmanlara göre çocukların ihtiyacı saatlerce birlikte olmak değil; her gün kısa da olsa gerçekten ilgiyle geçirilen kaliteli zaman.
Çocuğun ihtiyacı uzun zaman değil, kaliteli zaman
Çalışan annelerin, hem duygusal bağlanma hem de yeterince bir arada olma ve nitelikli zaman geçirme noktalarında biraz güçlük çektiğinin altını çizebiliriz. Zamandan daha önemli olan şey gerçekten orada olarak bir şeyler paylaşıyor olmaktır. Elimizde telefonla başka bir işle uğraşarak değil de, günlük 15-20 dakika da olsa gerçekten ona zaman ayırarak birliktelikle bir şeyler yapıyor olmak çocuğa da kendini değerli hissettirebiliyor.

Sorumluluk küçük yaşlarda başlıyor!
Anne ya da baba, özellikle ilerleyen yaş gruplarında ‘Ödevin var mı, ödevini yaptın mı, dersini çalıştın mı?’ gibi sözlerle tartışma çıkarabiliyor. Aslında çok küçük yaşlardan itibaren bu sorumluluğun çocuğa verilmesinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Ortaokul, lise çağına gelmiş bir çocuğa ‘Ders çalış, dersin var mı, sınavına çalış’ gibi cümleleri kurmamak gerekiyor. Burada iş daha da zorlaşabiliyor. Burada en önemli nokta, çocuğa bu sorumlulukların verilmiş olmasıdır.
“Annem hayır der ama babam izin verir” düşüncesi, çocukların sınırları zorlamasına neden olabiliyor. Aile kurallarında ortak tutum, sağlıklı iletişimin temelini oluşturuyor.
Anne ve baba, aynı şeylere evet veya hayır diyebilmeli!
Anne ve baba farklı düşüncelerde olduğunda çelişkili bir dinamik ortaya çıkıyor. Çocuk aslında, annenin nelere evet nelere hayır diyeceğini ya da çocuktan neyi talep edeceğinin farkında oluyor. ‘Ben bunu anneme dersem hayır ama babama dersem evet diyeceğini biliyorum.’ ya da ‘Ben bunu babamdan daha kolay talep edebilirim.’ diye düşünüyorlar. Şunu önerebilirim ki aynı şeylere evet veya hayır diyebilmemiz lazım. Çok basit gibi geliyor ama uygulamada zorlanılan bir nokta. Böylece çocukta sağlıklı gelişim noktalarını gözlemleyebiliyoruz, yoksa çocuk da daha çatışmalı bir iletişimde kalabiliyor.


Çocuğun manipülasyonuna karşı aile kuralları net ve ortak olmalı!
Çocukların, anne babalarını manipüle etmesini en aza indirmek için ailelerin zayıf noktaları kendi aralarında netleştirmesi gerekiyor. Çocuklar sık sık ‘Ama arkadaşımın annesi/babası izin veriyor, ama arkadaşım yapıyor.’ gibi söylemlerle gelecekler karşımıza. Burada vurgulanacak en önemli nokta şu; ‘Evet arkadaşın bunu yapıyor olabilir ama bizim aile kurallarımız gereği biz buna hayır diyoruz, bizim için doğru değil.’ Yani her ailenin kurallarının farklı olabileceğini küçük yaşlardan itibaren vurgulanması çocuk için önemlidir.
Pretty Mother Yorumu
Çocuk yetiştirirken çoğu zaman “Yeterince seviyor muyum?” sorusuna odaklanıyoruz. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de öngörülebilir ve tutarlı bir aile ortamı. Sevgiyle birlikte net sınırlar koyabilen, birbirini destekleyen ve çocuğun fikirlerine değer veren ebeveynler; çocukların hem duygusal güvenini hem de özgüvenini güçlendiren en önemli zemini oluşturuyor.




















