Sanırım biz ebeveynlerin en çok kafasını kurcalayan konulardan biri kardeş kavgaları… Oyuncağı paylaşamadılar, birbirlerinin odasına izinsiz girdiler, “Ona daha çok izin veriyorsun” tartışması başladı. Peki her tartışmaya müdahale etmeli miyiz, yoksa çocukların kendi çözümlerini bulmasına biraz alan mı açmalıyız? Güncel uzman kaynaklarından derlediğimiz öneriler, kardeşler arasındaki çatışmaları yönetirken ebeveynlere yol gösterebilir.

Birbirlerini çok seviyorlar. Ama bu, zaman zaman birbirlerine tahammül edemedikleri gerçeğini değiştirmiyor.
Birlikte oynayıp dakikalar sonra aynı oyuncak yüzünden kıyameti de koparabilirler. Kardeşlik ilişkisinde yakınlık kadar rekabet, kıskançlık ve çatışma da görülebiliyor.
Üstelik bu tartışmalar her zaman kötü bir şey değil. Kardeşler birbirlerinin ilk akranları arasında yer alıyor; bu ilişkide anlaşmazlıklarla baş etmeyi, farklılıklara saygı göstermeyi, destek olmayı ve uzlaşmayı da öğrenebiliyorlar. Amerikan Pediatri Akademisi, kardeşler arasındaki anlaşmazlıkların doğal olduğunu; çocukların yaşına ve olgunluğuna göre ebeveynin müdahale düzeyinin değişebileceğini belirtiyor.
Her kavgaya hemen müdahale etmeyin
İki kardeş tartışmaya başladığında ebeveynin ilk refleksi çoğu zaman “Yeter artık!” diyerek araya girmek oluyor. Oysa ortada fiziksel ya da duygusal bir güvenlik riski yoksa, basit anlaşmazlıklarda çocuklara önce kendi çözümlerini bulmaları için biraz zaman tanınabilir.
Özellikle çocuklar büyüdükçe ebeveynin her tartışmanın hakemi olması yerine gerektiğinde devreye giren sakin bir rehber olması daha anlamlı. Küçük çocuklarda ise paylaşma, vurmanın kabul edilemez olduğu ya da sırayla oynama gibi temel kuralların daha sık hatırlatılması gerekebilir.
Amaç kardeşlerin hiç kavga etmemesi değil; anlaşmazlık çıktığında birbirlerine zarar vermeden çözüm bulmayı öğrenmeleri.

‘Kim başlattı?’ yerine ‘Ne oldu?’ diye sorun
Kavga büyüdüğünde hemen suçluyu bulmaya çalışmak yerine önce ortamın sakinleşmesini beklemek daha iyi olabilir. Ardından her çocuğun ne yaşadığını anlatmasına fırsat verilebilir.
“Kim başlattı?” yerine:
“Ne oldu?”
“Sen ne istiyordun?”
“Kardeşin ne istiyordu?”
“İkinizin de kabul edebileceği bir çözüm bulabilir miyiz?”
gibi sorular çocukları suçlama döngüsünden çıkarıp çözüm düşünmeye yönlendirebilir.
Uzmanlar da çocuklar anlaşmazlığı kendi başlarına çözemediğinde ebeveynin sakin ve tarafsız biçimde devreye girmesini ve karar vermeden önce iki tarafı da dinlemesini öneriyor.

Zorla ‘özür dile’ demek yerine önce sakinleşmelerini bekleyin
Kavganın ortasında öfkeden kıpkırmızı olmuş bir çocuğa “Hemen kardeşinden özür dile!” demek çoğu zaman yalnızca sözcüğü söyletiyor; duyguyu değil.
Önce çocukların sakinleşmesine, ardından ne olduğunu konuşmalarına alan açmak daha anlamlı olabilir. Ebeveyn de kendi hatalarında özür dileyerek bunun aile yaşamının doğal bir parçası olduğunu gösterebilir.
Çünkü çocuklar anlaşmazlıkların nasıl çözüldüğünü yalnızca kendilerine söylenenlerden değil, ebeveynlerinin çatışma anlarında nasıl davrandığından da öğreniyor.
Kardeş kavgasında ebeveynin görevi her seferinde kazananı belirlemek değil, çocuklara anlaşmazlığı nasıl yöneteceklerini öğretmek.
İyi geçindikleri anları fark edin
Kardeşlerin kavgası başladığında onları hemen fark ediyoruz. Sessizce birlikte oynadıkları, oyuncaklarını paylaştıkları veya birbirlerine yardım ettikleri anlar ise kolayca gözden kaçabiliyor.
Oysa yalnızca çatışmalara değil, iyi geçindikleri ve iş birliği yaptıkları anlara da dikkat çekmek önemli. “Birlikte ne güzel çözüm buldunuz”, “Az önce kardeşine yardım ettiğini gördüm” ya da “İkinizin birlikte oynarken çok eğlendiğinizi fark ettim” gibi cümlelerle bu davranışlar görünür hale getirilebilir.
Kardeşleri sürekli birbirleriyle karşılaştırmak ya da rekabete sokmak yerine, ortak bir hedef için takım olmalarını sağlayacak oyun ve aktiviteler de tercih edilebilir. Birlikte tamamlamaları gereken bir görev, ortaklaşa hazırlayacakları bir şey ya da aynı takımda yer aldıkları bir oyun, rekabet yerine iş birliği deneyimini güçlendirebilir.

Kavga ettiklerinde onları hemen fark ediyoruz. İyi geçindiklerinde de aynı dikkati göstermek, kardeşlik ilişkisindeki olumlu davranışları güçlendirebilir.
Birlikte zaman kadar ayrı zaman da önemli
Kardeşlerin yakın olması için sürekli birlikte olmaları gerekmiyor.
Her çocuğun ebeveyniyle ayrı zaman geçirmesi, kendi ilgi alanlarına sahip olması ve yaşına göre kişisel alanının korunması kardeş ilişkisindeki rekabeti azaltmaya yardımcı olabilir.
Bu yüzden “Siz kardeşsiniz, birlikte oynayın” demek yerine bazen birbirlerinden uzaklaşmalarına ve kendi alanlarında zaman geçirmelerine izin vermek de sağlıklı bir kardeşlik ilişkisinin parçası.

Ne zaman mutlaka müdahale etmeli?
Burada önemli bir sınır var. Her kardeş kavgasını “nasıl olsa kardeşler kavga eder” diye normalleştirmemek gerekiyor.
Vurma, tekmeleme, yaralama tehdidi, sürekli aşağılama veya korkutma varsa; çocuklardan biri diğerinden belirgin biçimde korkuyorsa ya da ilişki sürekli tek taraflı bir güç kullanımına dönüşüyorsa ebeveyn müdahale etmeli. Uzmanlar da çocuklardan birinin fiziksel ya da duygusal güvenliği konusunda kaygı varsa yetişkinin devreye girmesini öneriyor.
BİZİM EVDE NE OLDU?
“Benim de aralarında dört buçuk yaş olan iki oğlum var. Küçükken çok kavga ettikleri zamanlar oldu. Ben her tartışmalarında hemen araya girmemeyi tercih ediyordum. Önce biraz bekliyor; kendi aralarında çözebilecekler mi, sakinleşebilecekler mi diye gözlemliyordum. Ama tartışmanın büyüdüğünü ya da artık kendi başlarına çözemeyecekleri bir noktaya geldiğini düşündüğümde müdahale ediyordum.
Şimdi büyüdüler; hâlâ zaman zaman tartışıyorlar elbette. Yıllar içinde şunu gördüm, kardeşlerin hiç kavga etmemesini beklemek pek gerçekçi değil. Belki de asıl mesele, ebeveyn olarak ne zaman geri çekileceğimizi ve ne zaman devreye girmemiz gerektiğini bilmek.
Bütün o çocukluk kavgalarının arasında birlikte büyüdüler. Bugün hâlâ tartışsalar da birbirlerini en iyi tanıyan insanlardan ikisi yine onlar.”
Nalan Elmas
Pretty Mother Magazine Genel Yayın Yönetmeni



















