Doğum sonrası değişen beden, yorgunluk ve yeni roller… Tüm bunlar cinsel hayatı etkileyebilir. Uzmanlara göre bu süreçte önemli olan acele etmek değil, yeni dengeyi birlikte kurmak.
Bebekle birlikte hayatın değiştiği bir gerçek. Uykusuz geceler, yeni sorumluluklar ve bedenin geçirdiği dönüşüm, çiftlerin yakınlık kurma biçimini de yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte birçok kadının cinsel isteğinde azalma yaşaması oldukça yaygın ve doğal kabul ediliyor.
Uzmanlara göre doğum sonrası dönemde önemli olan eskiye hızlıca dönmeye çalışmak değil; hem fiziksel hem de duygusal olarak hazır hissedilen bir ritim yakalamak. Çünkü yakınlık, yalnızca seksle değil; temas, iletişim ve birlikte geçirilen zamanla da yeniden inşa ediliyor.

Doğum sonrası cinsel istekte azalma, birçok kadının yaşadığı doğal bir süreçtir. Uzmanlara göre bu dönemde önemli olan acele etmek değil, kendinizi hazır hissettiğiniz zamanı beklemek.
İlk haftalar: Beden ve zihin uyum arıyor…
Doğumunuz kolay olduysa bile, yeni doğan bir bebekle geçirilen ilk günler son derece yorucu olabilir ve bebeğinizin bakımı neredeyse tüm zamanınızı alır. Seksin aklınızın köşesinden bile geçmemesi yetmezmiş gibi, üzerine bir de kendinizi hiç çekici hissetmezsiniz. Sekiz aylık kızı olan 32 yaşındaki bir anne, doğumdan sonraki ilk zamanları şöyle anlatıyor; ‘Kanamam vardı, emzirmediğim zamanlar bile göğüslerimden süt sızıyordu ve etrafta zombi gibi dolaşıyordum. Seksin düşüncesi bile komik geliyordu.’ Eminiz birçoğunuz için durum aynı…
İsteksizliğinizin tek nedeninin yorgunluk olmadığını belirtelim. Emzirdiğiniz için vücudunuz daha fazla prolaktin üretir ve bu hormon libidonuzun düşmesine neden olur. Bu sorunla kendisine başvuran birçok çift olduğunu söyleyen bir psikiyatr, ‘Çiftler, seks hayatlarının bitmesinin ardında bilimsel nedenlerin yattığını duyduğunda şaşırır,’ diyor ve ekliyor; ‘Fakat onlara bütün bunların pes etmeleri gerektiği anlamına gelmediğini söylüyorum.’

Normalde, doğumdan altı hafta sonra yapılan doktor kontrolünün ardından, tekrar seks yapmaya fiziksel olarak hazır olduğunuz varsayılır. Fakat bu bile yeni annelerin üzerinde baskı yaratmak için yeterlidir. İngiliz ilişki terapisti Rachel Foux, The New Mum’s Guide to Sex (Yeni Annelerin Seks Rehberi) adlı kitabında, ‘Altı hafta sonra sekse yeniden başlamak için ‘iyileşmiş ve hazır’ durumda olduğunuz sadece bir hurafedir,’ diyor. ‘Basit bir fiziksel muayene sekse hazır olup olmadığınızı gösteremez.’ Bir araştırma, kadınların yüzde 44’ünün doğum yaptıktan sonraki 4-6 hafta içinde eşleriyle birlikte olduklarını gösteriyor. Bu da yüzde 56’sının olmadığı anlamına geliyor.
Diğer yandan, eğer doğum yaptıktan sonraki ilk ay kendinizi sekse hazır hissediyorsanız, bunu yapmamanız için bir neden yok. Sonuçta vücudunuzu en iyi siz tanıyorsunuz, eğer canınız sevişmek istiyorsa keyfini çıkarın. Fakat enfeksiyon kapma riskine karşı dikkatli olun. Eğer sevişirken canınız acırsa durun. Ve unutmayın, emzirirken bile hamile kalma ihtimaliniz var. Bu yüzden korunmayı ihmal etmeyin.
Siz istemediğiniz halde eşiniz aşk hayatınıza yeniden start vermeye hevesliyse, ona nasıl hissettiğinizi anlatın ve bunun geçici bir dönem olduğunu, geçeceğini söyleyin. Sevişmeseniz bile birbirinize dokunmayı ihmal etmeyin. El ele tutuşun, konuşun, öpüşün ve en önemlisi hisleriniz hakkında birbirinize karşı dürüst olun.
Yorgunluk, hormonlar ve yeni sorumluluklar, çiftlerin ilişki dinamiğini doğrudan etkileyebilir. Her çiftin süreci farklıdır; doğru zaman ve doğru ritim kişiden kişiye değişir.

Kendinize zaman tanıyın
Doğum sonrasında tamamen iyileşmesi için vücudunuza zaman verin. Birçok doktor, doğumdan sonra seks yapmak için 4-6 hafta kadar beklemenizi öneriyor. Bu, kanamanızın tamamen durması ve enfeksiyon kapma riskine karşı rahminizin eski haline dönmesi için yeterli bir süre. Eğer sezaryenle doğum yaptıysanız veya travmatik bir deneyim yaşadıysanız aradan daha uzun bir süre geçmesi gerekebilir. Ve en önemlisi, hem fiziksel, hem de duygusal olarak hassas bir dönemden geçtiğinizi unutmayın.
Küçük bir bebekle hayat son derece yorucu olabilir. Kendinizi duygusal ve fiziksel olarak tükenmiş hissetmeniz çok normal. Bu yüzden, birbirinize mümkün olduğunca destek olmanız son derece önemli. Ağırdan alın… Unutmayın, televizyon seyrederken el ele tutuşmak bile yakınlaşmanızı sağlar.
İlk aylar: Yorgunluk ve beklentiler
Anneliğe alıştıkça, büyük ihtimalle kendinizi yine doğumdan önceki insan gibi hissetmeye başlarsınız. Fakat bu seks isteğinizin de geri döneceği anlamına gelmeyebilir. Büyük ihtimalle haftalardır tek bir geceyi bile deliksiz uykuyla geçirmediniz ve tutkuyu öldüren şeylerin başında yorgunluk gelir. Bu noktada kendinizi kötü hissetmeye de başlamış olabilirsiniz. Özellikle de eğer eşiniz seks yapmak istiyor ve siz kendinizi bunu düşünemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız. Yapılan bir araştırmaya göre, annelerin yüzde 30’u doğumdan sonra eşlerini çok uzun süre beklettiklerini düşünüyorlar.
32 yaşındaki bir anne, ‘Oğlum, dört aylıkken hala geceleri üç defa uyanıyordu. O kadar yorgun olduğum halde eşim yine de onunla yakınlaşmamı istiyordu. Bebeğime bakmam yetmiyormuş gibi, bir de eşimin istekleriyle boğuşmaya başlayınca, kendimi iyice baskı altında hissettim,’ diyor. ‘Sonunda patladım ve bunu ona söyledim. Bana, böyle hissettiğimi fark etmediğini söyledi ve bunu ona daha önce söylemediğim için bozuldu. Hissettiklerim konusunda daha açık olsaydım tüm o moral bozukluğunu yaşamayacaktım.’

Değişen roller, değişen bakış açısı… Bu noktada bu sürecin en önemli anahtarı; iletişim…
Sırf sorun çıkmasın diye istemediğiniz halde sevişmek, yapabileceğiniz en yanlış şeydir. Ama eşinizin kendini reddedilmiş hissetmesine de neden olmayın. Yeni babalar da kırılgan olabilirler. Sonuçta onlar da kendileri için yeni olan bir şeye, babalığa adapte olmaya çalışıyorlar. Bu yüzden, nelere ihtiyaç duyduğunuzu, neler hissettiğini ve nasıl uzlaşabileceğinizi konuşabilmeniz son derece önemlidir. Bu süreçte, birbirinize masaj yapmak gibi alternatifleri keşfedebilirsiniz. Yeni baba olmuş erkeklerin çoğunun zaten ‘çılgınca’ istekleri yoktur. Sadece arzu edildiklerini ve sevildiklerini hissetmek isterler.
Bir noktada, seks ilişkinizin yeniden – bu defa yeni rollerinizle – başlaması konusunda ne hissettiğinizi kendinize sormanız gerekecektir. Artık sadece sevgili veya karı-koca değil, anne ve babasınız da. 18 aylık kızı olan 32 yaşındaki bir anne, seksle ilgili hissettiklerini şöyle anlatıyor; ‘Sanki seks eski biz için doğru bir şeydi, fakat yeni bize pek uygun değildi. Eşim bana artık seksi gelmiyordu. O bir babaydı ve bende sevecenlik, şefkat gibi farklı hisler uyandırıyordu.’
Bu durumda, yeni rollerinize alışmak için birbirinize zaman vermek zorundasınız. Uzmanlar; ‘Tekrar birlikte olmak için eşinizi babalık rolünden soyutlamanız ve aranızdaki samimiyeti yeniden yaratmanız gerekir,’ diyor. ‘Beraber yemek yiyin veya duş alın. Tabii bebeğinizle ilgilenmekten fırsat bulabildikçe.’ Eşini artık sadece bir baba olarak gördüğü için çekici bulmadığını söyleyen genç kadın, eski hallerine dönmek için gerçekten çaba harcaması gerektiğini söylüyor. ‘Doğumdan iki ay sonra, baş başa vakit geçirmek için bir fırsat yarattım ve bu süre boyunca ağzımdan ‘bebek’ kelimesi çıkmasın diye çok çaba harcadım. Bu bizim için bir dönüm noktası oldu,’ diyor. ‘Eskiden nasıl olduğumuzu, nasıl iyi anlaştığımızı yeniden hatırlamaya başladım.’
İletişim, bu dönemde hem duygusal hem fiziksel yakınlığın yeniden kurulmasında kilit rol oynar.

Altı ay ve sonrası: Yeni denge
Bu noktada, doğum size artık eski bir anı gibi görünecektir ve yatakta kendinizi daha özgüvenli, daha iyi hissetmeye başlarsınız. Tabii aksi de olabilir, her şeyin rayına oturması için bazen neredeyse bir sene geçmesi gerekebilir.
Eski günlere dönmüş olsanız bile, birlikteliklerinizin niteliği ve niceliği değişmiş olabilir. 2014 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kadınların yüzde 57’si çocukları olduktan sonra eskisine kıyasla daha az seks yapıyor. Bir bebek büyütmenin yarattığı yorgunluk ve eşinizle baş başa geçirdiğiniz zamanın azlığı düşünüldüğünde, bu çok da şaşırtıcı değil. Fakat tüm bunlar seks hayatınızın kötü değil, sadece farklı olduğunu gösterir.
Biri dört, diğeri üç yaşında iki oğlu olan 37 yaşındaki bir anne, ‘Eskiden seks yaparken daha çekingendim, şimdi eskisine kıyasla daha aktifim,’ diyor. ‘İki çocuk olunca, artık sevişmek için daha az fırsat bulabiliyoruz. Bu yüzden de seks yaptığımızda bunun özel olmasını istiyoruz. İkimiz de eskisine kıyasla çok daha deneyseliz.’
Bazı çiftler ise seksi yeni hayatlarına adapte edebilmek için kendilerini daha yaratıcı olmak zorunda hissediyorlar. 31 yaşındaki bir anne, ‘Cumartesi sabahları güya alışveriş yapmak için kızımı anneme bırakıyoruz ve doğruca eve gelip yatağa giriyoruz,’ diyor. ‘Bunu gizlice yapıyor olmak heyecanı artırıyor.’
Eğer doğumun üstünden sekiz ay veya daha uzun bir süre geçmesine rağmen seks yapmak istemeyen yüzde 10’luk gruba dahilseniz, kendinize karşı olan hislerinizle yüzleşmeniz size yardımcı olabilir. İnternet ortamında yapılan bir araştırmaya göre, annelerin üçte ikisi doğumdan sonra vücutlarından hoşlanmadıkları için kendilerini artık seksi hissetmiyorlar. İngiliz ilişki terapisti Rachel Foux, ‘Vücudunuz değişmiş olabilir ve bu durumda tekrar eski haline dönmesi için zaman geçmesi gerekir,’ diyor. ‘Ama gerçek şu ki, erkeklerin çoğu bunu fark etmez bile. Eğer kendinizi daha rahat hissedecekseniz, ışıklar kapalıyken sevişin veya ona masaj yapmayı deneyin. Eşinizi mutlu etmek kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar, bu da aranızdaki bağın ve yakınlığın güçlenmesine yardımcı olur.’
Eğer uzun süre isteksizlik devam ediyorsa ve bu durum ilişkinizi etkiliyorsa, bir uzmandan destek almak faydalı olabilir.
Unutmayın, bu süreç yalnız yaşanan bir deneyim değil.

Pretty Mother Yorumu
Bebekten sonra değişen sadece hayatın temposu değil, ilişkinin ritmi de oluyor. Yorgunluk, uykusuzluk ve yeni sorumluluklar arasında bu konu çoğu zaman geri planda kalabiliyor. Aslında çok doğal bir süreç.
13 ve 17 yaşında iki çocuk annesi olarak geriye dönüp baktığımda şunu çok net söyleyebilirim; o ilk dönemlerde “her şey ne zaman eskiye dönecek?” diye düşünüyorsunuz. Ama aslında mesele eskiye dönmek değil, yeni bir denge kurmak.
Bazen sadece yan yana oturmak, sohbet etmek ya da küçük bir temas bile bağ kurmak için yeterli oluyor. Zamanla her şey kendi ritmini buluyor.
Önemli olan bu süreci baskı hissetmeden, karşılıklı anlayışla geçirmek. Çünkü yakınlık, sadece fiziksel değil; aynı zamanda duygusal bir yolculuk.
Biraz sabır, biraz anlayış… Gerisi zaten geliyor.





















