Güzel oyuncu Ayşegül Akdemir Şahin, ‘Bana büyüdüğümü ve olgunlaştığımı hissettiren daha güçlü bir duygu ile karşılaşmamıştım’ diye anlattığı annelik serüvenini bizlerle paylaştı…

Onu ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ programı ile tanıdık. Şirin, güler yüzlü, esprili, sıcak, içten bir kadın, güzel bir anne… Söz yazarı, besteci, perküsyon sanatçısı Gökhan Şahin ile evli. 1.5 yaşında sevimli mi sevimli bir oğulları var; Kemal…
Yeni yılın ilk kapağı için konuştuğumuzda, Kemal daha çok küçük olduğundan stüdyo yerine evde çekim yapmanın en doğrusu olduğuna karar verdik. Evlerine konuk olduk… Oldukça sempatik Ayşegül&Gökhan çifti. Kemal’in bu kadar sıcak ve güler yüzlü olmasına şaşırmadık o yüzden. Evdeki sıcaklık kapıdan içeri girdiğiniz anda sizi de etkiliyor…
Kemal, sürpriz bir bebek değil. İstedikleri, anne&baba olmaya hazır hissettikleri anda kavuşmuşlar Kemal’e.
“Kemal ile bütün hayatımız değişti. Daha fazla sorumluluk sahibi oldum. Rahattım, biraz pimpirikli oldum. Hatta Gökhan’a bile daha fazla düşkün oldum.” diyen Ayşegül Akdemir’e merak ettiklerimizi sorduk… Keyfini çıkarın!
Ayşegül hanım, annelik ile ilgili sorulardan önce sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Ayşegül Akdemir nasıl girdi hayatlarımıza, nasıl tanıdık sizi?
Hayatınıza 2008 yılında BKM’nin ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ programı ile giriş yaptım. İlk TV deneyimimi o program ile yaşadım. Arkasından Bir Demet Tiyatro, Neşeli Hayat, Çok Film Hareketler Bunlar, Dedemin Fişi, Bir zamanlar Çukurova’da gibi birçok sinema filmi, dizi ve reklam oyunculuğundan sonra en son ‘Güldür Güldür Show’ ile devam eden bir oyunculuk serüvenim var…
Annelik çok özel bir duygu. Bana büyüdüğümü ve olgunlaştığımı hissettiren daha güçlü bir duygu ile karşılaşmamıştım.
Kemal sürpriz bir bebek miydi? Yoksa artık anne olmanın zamanı geldi diye mi düşündünüz?
Aslında bu konuyu eşim Gökhan ile çok oturup konuştuk. Bir bebek hayatımızı ne kadar değiştirir diye çok düşündük ama her ikimizde bir evlat sahibi olmayı çok istiyorduk. Hormonlar da ağır basınca kesin istediğimize karar verdik Allah ta çok şükür nasip etti.

Nasıl bir hamilelik geçirdiniz?
Çok şanslı bir hamileydim. Neredeyse sadece bir iki mide bulantısıyla çok rahat bir hamilelik geçirdim. Sadece biraz acayip şeyler aşerdim. Mesela litrelerce şalgam suyu içtim. İşkembe çorbası gibi normalde çok az canımın çektiği her şeyi istedim. Çok yedim, ona rağmen sadece 15 kilo aldım. Maşallah yediklerimin hepsi tosunuma gitmiş. Onun dışında gayet enerjik ve iyiydim. Tabi son zamanları yaz ayına denk geldiği için biraz zorlandım, bel ağrılarım başladı. Kısa bir süre sonra da eylül ayında doğum yaptım zaten.
Bir erkek çocuk beklediğinizi öğrendiğinizde neler hissettiniz?
Çok sevindim çünkü erkek istiyordum. Erkek bebeklere karşı aşırı bir sevgim var. Çok mutlu olduk eşimle. Zaten hamile kaldığımı öğrendiğim gün erkek olduğunu da hissettim. Hiç kız ismi düşünmedim bile. Rüyama girdi zaten. Adını da ‘anneye rüya da söyler bebekler’ derlerdi doğruymuş. Kemal de bana adını söyledi.
Kemal’in ahlaklı, insancıl, doğayı ve hayvanları seven, sanata saygı gösteren ve seven, kitapları seven bir çocuk olması için elimizden geleni yapıyoruz.

Doğum nasıl gerçekleşti, normal mi sezaryen mi? Yaşadıklarınızdan da yola çıkarak annelere öneriniz ne olur bu konuda?
Ben hep normal doğum istedim. Hatta bunun için plates, yoga, yürüyüş, squat hepsini yaptım. Ama Kemal rahimde geç dönünce maalesef gününü tamamlamıştı ve üzülerek sezaryen oldum. Hayırlısı böyleymiş. Önemli olan sağlıklı olması. Annelere önerim, doğumdan önce doktorların bir sürü doğum videoları var onları izleyip bilgi alsınlar. Ben her ihtimale de hazırlamıştım kendimi o yüzden doğumlar ve sonrası ile ilgili birçok kitap okudum ve video izledim bana çok faydası oldu.
Anne olduktan sonra hayatınızda neler değişti? Kemal’den önce ve Kemal’den sonra Ayşegül nasıl biri?
Bütün hayatımız değişti. Bir kere artık daha fazla sorumluluk sahibi oldum. Çok rahat bir insandım şimdi biraz pimpirikli oldum. Hatta Gökhan’a bile daha fazla düşkün oldum. Bir yere gittiğinde aman üşütme falan demeye başladım. Bir de eskiden beri yemek yapmayı ve pazar gezmeyi hiç sevmezdim. Şimdi nerede organik faydalı şey var deli gibi onları araştırıp Kemal’e elimden geldiğince taze ve doğal şeyler yedirmeye çalışıyorum. Mesela şekerle daha hiç tanışmadı. Veya paketli bir gıda. Sadece pekmez veriyoruz. Onun dışında hep ev yemeği. Annelik kendinden vazgeçmekmiş. Önceliklerin, değerlerin, huyun suyun tamamen değişiyor. Yani benim öyle oldu. Asla yapmam dediğim her şeyi Kemal’in iyiliği için yapar oldum.
Dağınıklığı hiç sevmem, Gökhan da benim gibidir. Hatta toplamayı öğrensin diye dağılan oyuncakları birlikte topluyoruz ki görsün, aynısını yapsın…
Kemal nasıl bir bebekti? Gazlı, uykusuz…
Çok şükür sakin bir bebek Kemal. Öyle çok gazı olan ağlayan bir bebek değil. Maşallah diyelim burada. Sadece tek zorlandığımız şey uyku problemiydi. Sakın sallamaya alıştırmayın diyenleri iyi ki dinlemişiz. Hiç sallamadık. Ama meme de uyumaya alıştı. İlk 8 ay anne yanı yatağı ile bizimle uyudu. Tabii buna uyumak denirse. Sürekli gece meme diye uyanıyordu. En son gecede tam 15 defa uyanmaya başlayınca tam 8 ay uyumadık. Ve en sonunda bir uyku koçu ile çalışmaya karar verdik. Çok araştırdım ve içime en sinen kişi ile çalıştık. İyi ki de yapmışız. Şimdi geceleri sabaha kadar deliksiz uyuyor. 14 aylık ve diş çıkarma dönemleri dışında her şey yolunda ve biz de böylece uykumuzu alıyoruz.

Emzirdiniz mi?
Evet, tam 9 ay emzirdim. Fakat daha sonra kendisi bıraktı. Memeyi reddetti. Yoksa ben en az 1 yaşına kadar emzirmek isterdim. Sonuçta dünyanın en faydalı şeyi. Ama bırakınca geri dönüş yapamadım.
Şu anda neler yapıyorsunuz? Çalışıyor musunuz? Oyuncusunuz ve bu bizim ülkemizde oldukça meşakkatli bir iş….
Şu an da çalışmıyorum. Sadece Kemal’le ilgileniyorum. Ama artık çalışmak istiyorum. Çok özledim. Görüşmelere gitmeye başladım. Evet bizim iş biraz meşakkatli ama mesleğim bu ve aşık olduğum bir iş. Hayırlısıyla en yakın zamanda içime sinen bir proje ile TV’ye geri döneceğim. Sinema da olabilir tabii. Setleri çok özledim.
Hijyen takıntım var biraz. Bebeklerin çok fazla öpülmesine karşıyım.
Günümüz çocukları hakkında gözlemleriniz nedir? Bizden çok farklılar… Şimdiki çocukların şanslı ve şanssız olduğu durumlar nelerdir sizce?
Şimdiki çocuklar dijital çağ çocukları. Z kuşağı deniyor sanırım. Aşırı akıllı ve zekiler. Gerçekten bizden çok farklılar, sanki yeni bir ırk yetişiyor gibi. Hepsi çok güzel, uzun boylu çok farklılar. Ama başta dediğim dijital çağ durumuna biz Kemal’i daha geç geçirmeyi planlıyoruz. Bizler park bahçelerde, ağaçlara tırmanarak büyüdük. Dalından koparıp yerdik meyveleri. Şimdi bu imkanlar neredeyse imkansız. Ama dediğim gibi Kemal’i elimizden geldiği kadar bizim çocukluğumuz gibi yetiştirmeye çalışıyoruz. Mesela en az 3 yaşına kadar TV, Ipad ve telefon asla yok. Bazen instagram da hikaye çekiyorum Kemal’le. Onun dışında elimize Kemal’in yanında telefon almıyoruz ve TV açmıyoruz. Bol bol müzik dinletiyoruz. Kitaplara bayılıyor. Oyuncaklarıyla kendi hayal dünyasına bırakıyoruz. Nasılsa dijital dünya ile bir gün tanışacak ama henüz çok erken.

Kemal sanatın içinde büyüyen bir çocuk. Anne oyuncu, baba besteci… İlerde Kemal’i ne yaparken hayal ediyorsunuz?
Kemal ne isterse o olsun. Daha doğrusu neye yeteneği varsa. Oyunculuk için asla zorlamam. Gökhan da aynı şekilde düşünüyor. Bir de Gökhan zaten Türkiye’nin en iyi söz yazarlarından ve çok iyi bir müzisyen. Kemal isterse ikimizde tüm imkanlarımızı önüne sermeye hazırız zaten. Ama başta dediğim gibi zorla güzellik olmaz. Belki doktor olur, belki mimar. Bilemeyiz. Ama müzik kulağı çok iyi, ritim duygusu fena. Bir de ayna karşısında kendini inceleyip bir sürü mimik yapıyor. Şaşkınlıkla izliyoruz. Tabii genlerden geçmiştir bir şeyler. Ama dediğim gibi asla yeteneği yoksa bir şey için onu zorlamayacağız.

Kemal kime daha çok benziyor, anne mi baba mı?
Kemal Gökhan’ın küçüklüğünün kopyası. Ama genel olarak aile büyüklerine çekmiş. Benim anne tarafım tamamen sarışın, renkli gözlü. Gökhan’ın dayıları da keza öyle. Anneanneme çok benziyor. Ama yanakların tombişliği ben.
Nasıl bir karakteri var Kemal’in, beraber neler yapmaktan keyif alıyorsunuz? Belirli rutinleriniz var mı?
Kemal çok akıllı. Az önce bahsettiğim gibi, Z kuşağı işte. Biraz inatçı o huyu da maalesef bana ve teyzesine çekmiş. Bir oyuncağını yapamadığı zaman çok hırslanıyor mesela. Ama onun dışında çok sakin, insancıl ve sevgi dolu. Sürekli sarılır mesela. O da babaya çekmiş. Ben onun kadar insancıl değilimdir. Birlikte parka gitmekten ve kitap okumaktan çok hoşlanıyor. Babası sokak kedilerine mama vermeyi öğretti. Onlara mama vermeden arabaya binmiyor. Evde de iki kedimiz var. Hayvan sevgisi ile büyümesi büyük şans. Bir de köpek almak istiyorum ama daha erken. Biraz büyüsün daha sonra. İngilizce öğretiyorum bir de. Bu yaştaki çocukların 10 ayrı dil öğrenebilme kapasiteleri varmış. Düşünsenize büyüdüğünde ne kadar büyük bir avantaj. Sürekli İngilizce konuşuyorum onunla. Artık çoğu şeyi anlıyor ve söylüyor. Onun dışında akşam uyku rutinlerimiz var. Banyo, mama, masaj gibi.
Oğlumla hayatımdaki her şey değişti. Çok rahat bir insandım biraz pimpirikli oldum. Gökhan’a bile daha düşkün oldum şimdi…
Günümüz dünyası oldukça zor… Kemal henüz çok küçük ancak öğüt alacak yaşa geldiğinde ona neler söylemek istersiniz? Hangi değerlere önem vermesini istersiniz?
Değerlerin toplum içinde var olması ve sürdürülebilmesi için özellikle çocuklara kazandırılması temel olmalıdır. Bunun için aile içi eğitimin, okulun ve çevrenin yadsınamaz bir etkisi söz konusudur. Ahlaklı, insancıl, doğayı ve hayvanları seven, sanata saygı gösteren ve seven, kitapları seven bir çocuk olması için elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz…
Günümüzde kadın hakları konusunda birçok tartışma oluyor. Çok üzücü haberler duyuyoruz, görüyoruz… Ve ben de iki erkek çocuk annesi olarak anne&babaların erkek çocuk yetiştirme zihniyetinde de birçok yanlışların bunda etkili olduğunu düşünüyorum. Sizin görüşlerinizi de almak isterim bu konuda…
Evet maalesef sadece ülkemizde değil dünyada da kadına karşı şiddet çok korkunç boyutlarda. Bir erkek çocuk annesi olarak kadınlara karşı saygılı, aslında tüm insanlara karşı saygılı bir birey olarak yetiştirmek en büyük görevimiz. Aman erkektir elinin kiridir. Veya erkek adam ağlamaz, erkek üstündür gibi büyütülen çocuklar ileride çocukları olduğunda aman kadın gibi çocuğu kucağına alma dediklerinden babalıklarını bile yaşayamayan erkekler var maalesef. Bu şekilde yanlış büyütülen erkek çocukları ileride çok asabi, sevgisiz ve hırçın oluyorlar. Görüyoruz işte karısını döven bir erkek demek ki sevgisiz bir ailede büyümüş. Yoksa insan sevdiği bir insana nasıl yapar tüm bunları?

Nasıl bir annesiniz? Kuralcı, rahat…
Sanırım her ikisi de. Yerine göre kuralcıyım. Ama Kemal henüz çok küçük olduğundan daha yapma etmelerden anlamıyor. Onun dışında çok rahatım aslında. Sadece hijyen takıntım var. Bebeklerin çok fazla öpülmesine karşıyım. Elleri de aynı şekilde. En çok ağzına götürdüğü şey elleri. Parka falan gittiğimizde hemen ıslak mendille temizliyorum. Biraz titizimdir. Kemal de başak burcu tam olduk yani. Dağınıklığı hiç sevmem, Gökhan da benim gibidir. Hatta toplamayı öğrensin diye oyuncaklarını oynadıktan sonra birlikte topluyoruz.
Hayatın yoğunluğunda daha sağlıklı bir birey olabilmemiz için bazen şarj etmemiz gerekir kendimizi. Anne olanlar çok iyi bilirler… Kendiniz için neler yapıyorsunuz, kaçış duraklarınız var mıdır?
Uzun zaman bir kaçış durağım olmadı. Çünkü bizim bakıcımız yok. Bakıcı olayına biraz karşıyız. Çok mecbur olmadıkça da tutmayı düşünmüyoruz. Gökhan çok yoğun olduğunda annemle ablamdan yardım alıyorum. Ama şimdi artık Gökhan’la kendimize off günleri verdik. Mesela çarşamba günü benim off günüm diyelim, hemen kuaföre gidiyorum, AVM geziyorum. Arkadaşlarımla buluşuyorum. Ama aklım evde tabii, annelik işte. Gökhan ‘rahat bırak bizi biz iyiyiz’ diyor, ben pimpirikli yine de ‘yemeğini yedi mi, uyudu mu?’ sorular bitmiyor. Dolayısıyla da kafan çok da dinlenmiyor yani.
Yeni projeler varsa bahsetmek ister misiniz?
Evet aslında var bir şey ama sürprizi kaçsın istemem. Zamanı gelince açıklarım. Az kaldı. Ama şuan da netleşen bir TV işim yok.
Ve son olarak anneliği birkaç cümle ile anlatmanızı istesek nasıl anlatırsınız?
Klasik olacak ama kelimelerle anlatılacak bir şey değilmiş. Anne olunca anlarsın dedikleri her şeyi anlamakmış. Çok özel bir duygu. Bana büyüdüğümü ve olgunlaştığımı hissettiren daha güçlü bir duygu ile karşılaşmamıştım. Allah isteyen herkese nasip etsin.

















