Son dönemde artan ve son bir haftada gündeme oturan okul içi şiddet olayları yeniden tartışma konusu olurken, uzmanlar özellikle 15-17 yaş aralığındaki gençlerde suça yönelme eğiliminde artışa dikkat çekiyor.
Arka arkaya Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta lisede yaşanan silahlı saldırılar, okullarda artan şiddet olaylarını yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan olayda çok sayıda öğrenci ve öğretmenin yaralanması, eğitim ortamlarının güvenliği konusundaki endişeleri artırdı.
Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, son dönemde gençler arasında şiddet eğiliminde gözle görülür bir artış olduğunu belirterek, özellikle 15 ila 17 yaş grubunda suça yönelme oranlarının yükseldiğine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre çözüm, sadece bireysel değil; aile, okul ve toplumun birlikte hareket ettiği bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ önemli uyarıları bizlerle paylaştı…
Uzmanlara göre, ergenlik döneminde özellikle 15–17 yaş aralığında şiddet ve suça yönelme eğiliminde artış dikkat çekiyor.
15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda suça yönelmede artış var
İstatistiksel verilere bakıldığı zaman suça sürüklenen çocukların oranında çok ciddi bir yükseliş eğilimi olduğunu görmek mümkündür. Dolayısıyla özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.

Okul iklimi güven ve adalet üzerine inşa edilmeli
Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir.
Burada rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin bir şekilde bu süreci yürütmesi söz konusudur. Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması nedeniyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. Bu iş birliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir.
Okul ortamında güven, adalet ve sağlıklı iletişim kültürü, şiddetin önlenmesinde kritik rol oynuyor.
Aile ve okul eşgüdümlü hareket etmeli
Aile içi iletişim biçimleri ve ebeveyn tutumları da çok önemli. Diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, aile ve eğitim kurumu da eşgüdümlü bir etkileşim dâhilinde süreklileşir. Yani ailelerinde dengeli bir ilişki düzeyi sürdürülmediği zaman çocuklar benzer dengesiz eylemlerini okulda da gerçekleştirebilir. Yine tersinden okulda şiddet temelli bir yaşamı içselleştiren çocukların yaşadığı aile ve ileride kendi kuracağı ailede sağlam bir ilişki biçimi inşa etmesi güçleşir. Dolayısıyla çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.
Toplumsal kutuplaşma gençleri doğrudan etkiliyor
Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki etkisine de değinmek gerekiyor. Toplumsal düzeyde yoğunlaşan bir kutuplaşma sürecinden söz etmek mümkündür. Bugün hemen her konuda bireylerin ve grupların uzlaşmaz taraflar haline geldiği örnekler çok. Bu da insanların güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şiddetli yönelimlere hızla yönelebildiğini göstermektedir. Gençlerin bu toplumun önemli parçalarından biri olduğu fark edildiğinde mevcut şiddet sarmalından etkilenmemesi düşünülemez.
Toplumsal kutuplaşma ve öfke dili, gençlerin davranışlarını doğrudan etkileyen önemli faktörler arasında.

Siber zorbalık ile fiziksel şiddet arasında karşılıklı bir bağ var
Siber zorbalık ile okul içi fiziksel şiddet arasındaki ilişki de çok önemli. Siber zorbalık ve okul içi fiziksel şiddet arasında birbirini karşılıklı bir şekilde etkileyen bir bağ olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda siber ortamda zorbalık yapmayı normalleştiren birinin fiziksel şiddete de başvurması beklenebilir. Aynı şekilde sorunlarını fiziksel şiddetle çözmeye çalışan bireylerin siber zorbalığa yönelme ihtimali de güçlüdür.
Tekil vakalar söz konusu olsa dahi her iki alanda da önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Diğer taraftan bu ihtimaller gerçekleşmese dahi tekil olarak fiziksel şiddeti olduğu kadar siber zorbalığı da önleyici tedbirler almak şarttır.
Gençleri yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekiyor
Gençler, toplumsal sürekliliği sağlayan en önemli gruptur. O bağlamda toplumların geleceğinin şekillenmesinde gençlerin şu anki durumu belirleyici olacaktır. Dolayısıyla toplumda süregelen kuşaklar arasındaki arzu uyuşmazlıklarının nedenlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışmak sahici bir adım olabilir.
Ebeveynler Ne Yapabilir?
İletişimi açık tutun Çocuğunuzla yargılamadan, gerçekten dinleyerek konuşmak güven duygusunu güçlendirir.
Duyguları konuşmayı öğretin Öfke, kaygı ve stres gibi duyguların ifade edilmesine alan açmak şiddeti azaltır.
Dijital dünyayı takip edin Siber zorbalık, fiziksel davranışları da etkileyebilir. Online dünyayı göz ardı etmemek önemli.
Okulla temas halinde olun Rehberlik servisleri ve öğretmenlerle iletişim, erken farkındalık sağlar.
Model olun Evde kurulan iletişim dili, çocukların sosyal davranışlarını doğrudan etkiler.
Unutmayın; şiddeti önlemenin yolu, gençleri yargılamaktan değil; onları anlamaya çalışmaktan geçiyor.


















