Sosyal medyada başlattığı #NoShameParenting hareketiyle gündem olan, aynı zamanda Ayrıntı Yayın Grubu’nun Düşbaz serisinden çıkan “Utançsız Ebeveynlik” kitabının Yazarı Lindsay Powers, ebeveynlikte kusursuz olma çabasının bir yanılsama olduğunu vurguluyor. Yazar, bu kitabında yılların deneyimini ve #UtançsızEbeveynlik hareketinden edindiği binlerce ebeveyn hikâyesini araştırmalarla bir araya getirerek okuyucuya sunuyor.
Ya çocuklarınız için daha az şey yaparak daha fazlasını başarabilseydiniz? Daha az stres. Daha az yük. Daha çok uyku. Daha çok eğlence. Bu kitap, size bunları nasıl yapacağınızı göstermeyi amaçlıyor.
“Ailelerin yalnızca adam, kadın, 2 ya da 3 çocuk, köpek ve beyaz çitli evden oluştuğu günler geride kaldı”.
Günümüzde yaklaşık dokuz milyon kadar çocuk, eşcinsel ebeveynlerle yaşıyor. 2013 yılında Amerika’da doğan bebeklerin yüzde 40’ı yani ortalama 1,6 milyon bebek, bekâr anneler tarafından yetiştiriliyor. Çocuklar ve ebeveynler artık geniş ailelerinden daha uzakta yaşıyor ve çocuklarını büyütmek için arkadaşlarıyla, komşularıyla ve eski eşleriyle birlikte kendilerine özgü düzenlemeler oluşturuyor. Bu kitapta boşanmış ebeveynlerin çocuklarının aile evinde kalmaya devam ettiği ve ebeveynlerin sırayla gelip o evde çocukla birlikte kaldığı “kuş yuvası” modelini; alışılmışın dışında aile yapılarının nasıl ayıplandığı anlatılıyor.

“Utançsız Ebeveynlik” kitabının yazarı Lindsay Powers, kusursuz ebeveynlik beklentisinin bir yanılsama olduğunu söylüyor ve ebeveynleri suçluluk duygusundan özgürleşmeye davet ediyor.
Annelerin yüzde 91’inden fazlası başka bir ebeveyni yargıladığını itiraf ediyor. Yine de insanlar ister çatlak izleri ister geleneksel olmayan ebeveynlik biçimleri olsun, artık sözde “kusurlarını” kabulleniyor. Bu kitap yalnızca annelere ve babalara değil; ayrıca halalara, teyze lere, dayılara, amcalara, büyükanne ve büyükbabalara, aile içinde büyümüş ya da bir gün çocuk yetiştirmek isteyebileceğini düşünen herkese hitap ediyor.
# NoShameParenting hareketiyle milyonlara ulaşan Lindsay Powers, ebeveynlikte daha az stres, daha çok denge ve daha fazla kendin olabilmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor.
Kitapta; anne sütü mü, mamayla besleme mi; uyku eğitimi mi kucakta uyutma mı; sıfır ekran mı yoksa teknolojiden destek almak mı gibi ebeveynleri bölen tartışmalara son derece sağduyulu ve esprili bir bakış açısıyla yaklaşırken çocuğu kreşe gönderme, disiplin sağlamak için yeri geldiğinde “hayır” diyebilme, beslenme alışkanlıklarını kazandırma ya da arada kaçamaklara izin verme, ara ara kendine zaman ayırma ve çocuktan sonra cinsel hayatın akışı gibi toplumun yargılayıcı bakışlarına maruz bırakılan pek çok mesele de okuyucuya sunuluyor.





















