Nasıl iletişime geçeceksiniz?

Miniğiniz nihayet kucağınızda… Onunla yaşayacağınız ilkler hep aklınızda kalacak! Peki bundan sonra neler olacak? Nasıl iletişime geçeceksiniz? Bebeğinizin ay ay gelişimini merak ediyorsanız, öğrenmeye başlıyoruz…

Her çocuk özeldir ve her çocuğun kendine has karakteri vardır… Ve tabii ki onu sizin kadar kimse tanıyamaz! Ancak bebeğinizin gelişimi ile ilgili uzmanların önerilerini dinleyip onu çocuğunuzun üzerinde gözlemlemek işinizi kolaylaştıracaktır. Uzmanlar rehberliğinde hazırladığımız bu dosyada, sizin bebeğinizle olan bağınız, iletişiminiz hakkında bilgi veriyor, bu bağı güçlü kılmak için önerilerde bulunuyoruz. Etkili iletişimin püf noktalarını bilmek işinizi kolaylaştıracak. Nasıl ve ne zaman iletişime geçeceğinizi bildiğiniz zaman hayat sizin ve tabii ki bebeğiniz için kolaylaşacaktır.

Malum, devir iletişim devri! Artık bebeğiniz neden ağlıyor? Neden öyle bağırarak ağlıyor? Neden ellerini hareket ettirdi? Neden bu kadar heyecanlandı?.. merak etmiyor musunuz?

Bebeğiniz doğduğunda yetişkin beyninin yüzde 25’ine sahiptir. 2 yaşında bu oran yüzde 75’e yükselir. Çok büyük ve hızlı bir ilerleme değil mi? Bu nedenle siz minik dâhinizin hızına yetişmelisiniz!

Ne kadar heyecanlı değil mi, elinizde işlenmeyi bekleyen değerli bir mücevher var! Bunu parlatmak, en değerli, en nadide hale getirmek elinizde. Onunla huzurlu, mutlu olmaya hazır mısınız? İkinize de iyi eğlenceler!

Nasıl iletişime geçeceksiniz?

Uzmanlar bebeğinizle ay ay iletişimi nasıl sağlayacağınızı paylaşıyor… Ama tabii hemen hatırlatalım; en güzel iletişim şekli sevginiz…

YENİDOĞAN

Aslında bebeğiniz doğduğu ilk günden itibaren sizi tanır. Ne de olsa 9 ay sizin karnınızdaydı. Doğar doğmaz sizin sesinizi tanır, içerideyken çok duydu çünkü. Dolayısıyla uzmanlar yenidoğanın en hızlı annesiyle iletişime geçtiğini gözlemliyor. Özellikle uykuya geçerken sizin tatlı sesinizi duymak, ona huzur verir. Uykuya güven içinde geçmesini sağlar. Bebeğiniz sizin teninizin kokusunu bilir ve aynı zamanda sütünüzün kokusunu da bilir. Bu durumu olumlu bir biçimde değerlendirebilirsiniz. Onu çıplak emzirmek bebeğinize ve dolayısıyla size çok iyi gelecektir. Bir süre sonra sizin giydiğiniz tişörtünüzü eşiniz yanına alır ve biberondan bebeğinize süt verirse kendini yine güvende hissedecektir.

Yeni doğan bir bebeğin görüş mesafesi çok sınırlıdır. Sadece 30 santimetreye kadar olan yerleri görebilir. Ondan uzaklaşırsanız, bunu hemen fark eder, tedirgin olabilir. Ona 30 cm’den yakından bakmanız, göz kontağı kurmanız çok önemli. Böylece saçlarınızı, yüzünüzün şeklini iyice ayırt eder. Eğer saçlarınızı her zaman yaptığınızdan farklı yaparsanız, bebeğiniz buna şaşırıp tepki verebilir. Korkulu gözlerle size bakabilir. Neyse ki bu kısa sürer. Sizin yüzünüzü seçer ve sesinizi duyup sakinleşir.

Bebeğiniz özellikle bu dönemde derdini size ağlayarak anlatır. Acıktığında, susadığında, sıkıldığında, uykusu geldiğinde ağlar ve siz de sebebini anlarsınız.

1.AY

Dışarıda geçirdiği 4 önemli haftanın sonunda bebeğiniz epey yol kat etti! Artık gözlerini odaklayabiliyor ve yüzünüzün detaylarını öğrendi. Bu dönemde ilgi alanı yüzlerdir! Tüm yüzleri inceler. Bu sayede dudak hareketlerini inceleme şansı yakalar. Konuşmasına yardımcı olur. Bırakın ağzınızın içine düşsün! Her dudak hareketinizi incelesin.

Veeee gülümser! Daha öncede birkaç küçük denemesi olmuştur mutlaka ama bu birinci ayda daha belirgin gülümser. Sizin sesinizi tanıyıp ona tepki olarak gülümsediğini görünce havalara uçacağınızı biliyoruz!

Eşiniz ile birlikte geçin bebeğinizin karşısına ve gülümseyin, yavaş sesle sakince onunla konuşun. Onun da ikinize güzel tepkiler vereceğini görecek, size gülümsediğine tanık olacaksınız. Eşiniz de bu heyecanı yaşasın. Tam bir çekirdek aile toplantısı!

Sizin sesinizi tanıyıp ona tepki olarak gülümsediğini görünce havalara uçacağınızı biliyoruz! Bu birinci aydan itibaren gerçekleşir…

2.AY

Dikkatli bakın… 6. haftadan itibaren bebeğinizin ağzını açtığını ve içinde dilini döndürmeye çalıştığını göreceksiniz. Aynı anda omuzlarını ya da ellerini de hareket ettirdiğini göreceksiniz. Buna, konuşma öncesi hazırlığı deniyor. Evet, ikinci aydan itibaren konuşma hazırlığına başlıyor.

Bebeğinizin sizinle iletişime çalıştığını göreceksiniz. Onunla bol bol konuşun. Uzmanlar bebeklerin erkenden konuşmayı öğrenmesini, annelerinin onlarla sık sık konuşmasının sayesinde olduğunu söylüyor. Hazır sizinkinde bir istek belirmişken bolca konuşun onunla. Eğer iletişime geçmezseniz o da bu çabasından vazgeçebilir.

İkinci aydan itibaren bebeğiniz sesler çıkarmaya da başlayacak. İlk başta bu sesler “oooo, aaaaa” gibi sesler olur. Sizin bu durumda ilk yapmanız gereken onu cesaretlendirmek! Siz de o seslere karşılık verin. Eğer tepkinizi duyamazsa hevesi kırılabilir. Sizi dinleyecek, görecek, taklit edecek…

Gözlerinin net görüşü daha gelişmiş olur. Uzaklaşan nesnelerin ayırdına daha net varır. Size hayran hayran bakmalara devam edecek. Siz de onun gözlerinin içine sık sık bakın.

4.AY

Fiziksel olarak bebeğiniz çok daha güçlü ve bedenini daha iyi kullanır durumda. Başını daha iyi kontrol edebilir bu dönemde. Bebeğinize ilerideki bir şeyi gösterin ki kafasını ileriye, sağa sola hareket ettirsin. Sık sık hareket ederek kemik yapısını güçlendirmiş olur.

Bebeğiniz artık sizin sesinizi çok net diğer seslerden ayırt edebiliyor. Hatta sesinizdeki duyguyu da tam olarak hisseder; korkuyu, mutluluğu, huzuru, hüznü, stresi… Onun için sık sık güzel cümleler kurduğunuzu biliyoruz. Artık daha sık yapmanızı öneririz. “Henüz minicik, bir şey anlamaz ki!” demeyin, anlar…

“Henüz minicik, bir şey anlamaz ki!” demeyin, anlar… Her hareketinizi takipte!

6.AY

Şimdiye kadar bebeğiniz konuşmaya odaklandı. Bir şeyler söylemeye çalışıyor. Çıkardığı sesler, ağlaması onun dili. 6 aylık olduğunda dıgıl dıgıl sesler çıkarıyor olacaktır bebeğiniz. Bebekler taklit ederek konuşmayı öğrenir. İlk önce tabii sizi örnek alır. Bu aşamada konuşmanın, iletişimin iki şeklinin olduğunu kavramış olur. İlki size, karşı tarafa cevap vermek. İkincisi kendisi cümle kurmak. 6. ayda çıkardığı o anlamsız sesler, heceye dönüşür.  “Ma-ma, ba-ba” demenin taslağını oluşturuyordur diyebiliriz. Çıkardığı seslere dikkat edin, bir süre sonra sanki “mam mam mammm” diyecek. Yani mamanın ilk adımının bir benzeri geliyor. O zaman siz de bebeğinizin söylemeye çalıştığını düşündüğünüz kelimeyi tekrarlayın: “Evet canım, evet, ma-ma, ma-ma, mama!” sizden doğrusunu duyması onda çok etkili olacaktır. Sık sık tekrarlayın, çekinmeyin. O söyledikçe siz tekrar edin. Artık sizi odanın başından itibaren görebilir. Hatta size gelmek için çırpınmaya bile başlayacaktır. Ona tepki verin: “Gel bakalım canım oğlum, gel!” deyip yanına gidip onu kucağınıza alabilirsiniz.

9.AY

Bu ayın ilk başlarında bebeğiniz nihayet sizden ayrı bir fiziğe sahip olduğunu fark edecek. Ne kadar ilginçtir değil mi? Bebeğiniz ilk 9 ay sizinle aynı bedende olduğunu düşünür. Nasıl bir güvendir, ne mutlu biz annelere… Artık kendi özgürlüğünü ilan etmiştir. Kendi başına hareket etmek ister. Onu özgür bırakın, ama örneğin arkanız ona dönükse, arada sırada kontrol etmeyi de ihmal etmeyin. Kontrollü özgür ruhlar! Bu durum, -sizin onu hem özgür bırakıp hem gözünüzün üzerinde olması-, ona da iyi gelecek. “Ben annemden ayrıyım evet, ama o hep benim yanımda. Beni hep koruyup, kolluyor” diye düşünecektir. O hem güvende, hem rahat, hem hür! Ondan ve tabii ki sizden mutlusu yok…

Artık her şeyi çok iyi duyabiliyor. Sizin sesiniz çok alçaktan bile çıksa sizi tanıyor, sesinizi duyuyor. Bunu, onun arkasına geçip test edebilirsiniz. Arkasına geçip, “Canım, bi’tanem, nasılsın?” diye fısıldadığınızda hemen gülümsediğini, çırpındığını fark edeceksiniz. Sesiniz bebeğinize iyi geliyor.

Görmesi neredeyse bir yetişkininki kadar geliştiği için sizi ve hatta sizin beden dilinizi çok net görür. Daha anlamlı sesler, heceler çıkarmaya başlar. Özellikle sizin beden dilinize, ruh halinize tepki verir. Siz mutluysanız o da güler. Siz gergin, mutsuzsanız, o da ağlar. Hatta karnı tok, altı kuru bile olsa. Ortada ondan kaynaklı ağlayacak bir neden olmasa dahi sizin için ağlar!

12.AY

Artık bir ya da iki kelime söyleyebilir hale gelir. Ancak hemen hatırlatalım, bu tablomuz genel geçer bir tablodur, bebekten bebeğe değişir. 3 yaşına kadar hiç konuşmayıp sonra birden konuşan çocuklar da vardır tabii. O nedenle bebeğiniz 12 aylık olmuşsa ve hiçbir şey konuşmuyorsa endişeye kapılmayın. Ve sakın onu başka bebeklerle kıyaslamayın. Bebekler bu yaşlarda konuşulan birçok şeyi anlar, ama dil becerisi henüz gelişemediği için konuşamaz. Anlayacağınız bebeğiniz konuşamıyorsa bunu asla dert etmeyin. Sizi bir yaşına bastığı bu dönemde anlıyorsa sorun yok. Ona sık sık sorular sorun. Ama tabii onu sıkmadan. Oyun haline getirebilirsiniz; “O kuş nerede?” diye sorun ki yukarı baksın, siz de sizi anladığını görebilirsiniz böylece. Konuşması tabii önemli ancak bebeğinizin beden dilini geliştirmeyi de ihmal etmeyin. Siz ne kadar çok bedeninizi konuşurken kullanırsanız o da kullanır. Parmağıyla bir nesneyi gösterebilsin bu yaşta. İşaret etsin. Ayıcığını ona götürüp, “Bu ayıcık” deyip, işaret ederseniz o da işaret edecektir. Hazır bebeğiniz işaret etmeye başlamışken üzerine gidin, onu cesaretlendirin ki işaret etmekten vazgeçmesin. Elini, parmaklarını kullanması çok önemli çünkü.

Özgüvenin belki de tek ilacı sevgi!

18.AY

Bu ayda bebeğiniz ihtiyacı olan sözcükleri söylemeye başlar. Tabii pek anlaşılır olmaz bu dönemde. Sizin onu anlıyor olmanız lazım. Bunun için de bebeğinizi bolca konuşturmanız ve neyi nasıl söylediğini çözmeniz lazım. Zaten bir süre sonra insanlar ne dediğini sizden öğrenir hale gelecek! Bu dönemde onun dilini en iyi siz anlarsınız. Ona gösterdiği, işaret ettiği oyuncaklarının, nesnelerin isimlerini sorun, yanıtını öğrenmeye çalışın. Bebeğinizi bu dönemde mümkün olduğu kadar çok konuşturmaya çalışın. Özellikle 18. ayda bebeğinizin konuşma becerisini geliştirebilirsiniz. Nasıl mı? Onunla bol bol iletişime geçerek! Sürekli sorular sorun, yanıt bekleyin. Yaptığınız eylemleri sorun ve siz yanıtlayın. Bir de onun yanlış söylediği sözcükleri komik bulabilirsiniz tabii, bizce de çok eğlenceli ancak asla onun gibi söylemeyin, siz yüksek sesle doğrusunu telaffuz edip ona tekrar söyleyin.

Ona işaret ettiği oyuncaklarının, nesnelerin isimlerini sorun. Bebeğinizi bu dönemde mümkün olduğu kadar çok konuşturmaya çalışın.

İletişimi nasıl güçlendirirsiniz?

Minik meleğinizle, doğum sırasında kesilen göbek bağı aslında manevi olarak o 60 yaşına gelse de olacak. Peki, aranızdaki bu güçlü bağı bebekliğinden itibaren nasıl daha etkili hale getirebilirsiniz?

Size 10 dakikalık aktiviteler sunuyoruz. Bu aktiviteler sayesinde bebeğinizin hem fiziksel gelişimini, hem zeka gelişimini günlendireceksiniz. Bunları iyi bir başlangıç olarak düşünebilirsiniz.

Size sunacağımız birçok oyunu muhtemelen biliyorsunuz ve daha önce birçok kez oynadınız. Ama ne işe yaradığını bilir ve bebeğinizle ona göre oynarsanız gelişimine çok katkı sağlamış olursunuz. Ayrıca bebeğinizin iletişimdeki olumlu, güzel ya da eksik yanlarını inceleme şansı yakalamış olursunuz. Sonuçta ikinizin de hem eğlenceye, hem oyuna, hem de gelişmeye ihtiyacı var.

Oynayacağınız oyunlar bebeğinizle aranızdaki fiziksel bağı kuvvetlendireceği gibi kimyasal olarak katkı da sağlayacak. Aktivite sırasında salgılanan oksitoksin sayesinde ikinizin de morali düzelecek. Mutlu, eğlenceli bir anne-çocuk iletişiminiz olacak.

Bebeğinizin ilk 3 yılı onun beyin gelişimini çok büyük ölçüde etkiliyor. Bu dönemde annesiyle olan güçlü iletişimin bebeğin ileriki yıllarında olan gelişimine önemli etkisi olduğu yapılan araştırmalar sonucunda ispatlanmış. Sizinle bolca vakit geçirmek, oynamak, gülmek bebeğiniz için en iyi zeka gelişim unsuru. Eğer çalışan bir anneyseniz endişelenmeyin. Önemli olan bebeğinizle uzun değil, kaliteli zaman geçirmek! Örneğin siz evde olursunuz ama bebeğinizle hiç ilgilenmezsiniz, bu onu günde 1-2 saat görmenizden daha kötü… Dediğimiz gibi önemli olan kaliteli vakit geçirmek.

Bebeğinizin ilk 3 yılı onun beyin gelişimini çok büyük ölçüde etkiliyor.

Yenidoğan kucaklaşma seansı!

Malum, bebeğiniz bu dönemde pek oyun oynayamaz. Bu ilk aylardaki amacınız onu dış dünyaya adapte etmek olsun. Sizinle kendini hala bir vücut sandığını söylemiştik. Ona sık sık dokunarak, onu sık sık kucaklayarak güven duygusunu verin. Siz varsanız o güvende, yoksanız tedirgin.

Alın kucağınıza koklayın, sizin kokunuzu o da içine çeksin. Varlığınız bebeğinize güven veriyor. Bebeğinizin bu dönemde en çok sizden alacağı şefkate ihtiyacı var. Onu kucaklayın, sarılın. Sizin varlığınıza ihtiyacı var.

1.AY

BENİ TAKLİT ET!

İlk günlerde bebeğinizin görmesi bulanıktır. Ancak 4. ve 5. haftalarda gelişme gösterir. İlk defa odaklanabilecektir. Bu dönemde yüzünüzü net bir şekilde yakından seçer. Mimiklerinizi fark eder.

Bebeğinizin karşısına geçin ve dilinizi çıkarıp sokun. Sizi, izleyip izleyip taklit etmeye çalıştığını fark edeceksiniz. Bu, onun motor becerilerinin gelişmesini sağlayacaktır. Bir başka oyun önerimiz de şöyle; Ağzınızı kocaman açıp kapatın. Bebeğinizin sizin yaptığınızı yapmaya çalıştığını göreceksiniz. Bunu sık sık tekrarlayın. Hatta bu iki oyunu alışkanlık haline getirin, birkaç ay sonra miniğinizin küçük “agucuk gugucuk” sesleriyle bu hareketlerin aynını yapmaya çalıştığını göreceksiniz.

2.AY

HAFİF MASAJ

Bebeğiniz sekiz haftalık olduğunda onu, masajla tanıştırın. Ama 8 haftadan önce olmamasına dikkat edin. Onu sırtüstü yatırın, hafif, rahatlatıcı bir müzik açın. Organik, bebekler için olan masaj yağlarını karnının üzerine, saat yönünde sürüp yayın. Bebeğinizin tepkilerini ölçün. Masajı yaparken hızlanın, hoşuna gidiyorsa biraz daha hızlı istiyor demektir. Ama yavaşlayınca hoşuna giderse o zaman biraz yavaşlayın. Bu sırada siz de müziğe eşlik edip mırıldanabilirsiniz. Bebeğinizle ten teması kurmanız onun çok rahatlamasını sağlayacak. Onu sevin, okşayın… Masaj, parmaklarınız, ruhunuz, sevginiz bebeğinize çok iyi gelecek. Onu asla kucağınıza almaktan çekinmeyin. “Kucağa alışmasın” savı artık çok eskide kaldı. Ne kadar çok dokunursanız, sarılırsanız o kadar iyi. Ne de olsa o hala kendini sizinle bir tutuyor. En çok güven duyduğu kişi sizsiniz. Sizin temasınızla kendini güvende ve huzurlu hissedecektir.  Özgüvenin belki de tek ilacı sevgi! Sizin sevginizi ne kadar iyi yaşarsa ileride de kendine o kadar güven duyan bir birey olur.

4.AY

FIŞ FIŞ KAYIKÇI

Bebekler 4 aylık olduklarında görmeleri çok netleşir. Ancak hareket kabiliyetleri sınırlıdır. O nedenle onun düşündüğü şeyi yapmasına yardımcı olun. Oyunlar oynayın ki bu sayede hareket edebilsin. Onu kucağınıza oturtun ve güler yüzünüzle “fış fış kayıkçı” şarkısını söyleyip onu kendinize doğru çekip bırakın. Hem çok eğlenecek, hem de motor becerileri gelişecektir.

6.AY

DEVE CÜCE!

Bu aylarda bebeğiniz oyunun ayırdına iyice varır ve eğlenmek, sık sık oyun oynamak ister. Onu kucağınıza oturtun ve küçükken oynadığımız ‘Deve-Cüce’ oyununu bebeğiniz kucağınızdayken oynayın. “Cüce” deyince dizlerinizi kırın ve onu aşağıya doğru kaydırın. “Deve” deyince de tam tersi… Bu oyunu sık sık oynayın. Deveyi ya da cüceyi duyunca kıkır kıkır gülümsediğini göreceksiniz. İyi eğlenceler!

9.AY

CE-EEE!

Neredeymiş sizin meleğiniz? Neredeymiş?! Bebeğiniz siz odadan çıktığınızda bir daha geri gelmeyeceğinizi düşünür ve o yüzden hıçkıra hıçkıra ağlar. Henüz onun ayırdına varamayacak kadar küçük, bir düşünsenize… Ce-ee oyunu oynarsanız sizin gidip geldiğinizi görecek. Pratik edecek. Sesinizi odada yokken duyuyor olmak ona güven verecek. Tabii çok eğlenecek! Hatta aynı odada battaniyeyle de bu oyunu oynayabilirsiniz. Battaniyeyi kafanıza örtün ve “Neredeymiş anne?” diye ona sorun. Sesinizi sizi göremezken duyuyor olmak onu hemen rahatlatacak, hem de çok güldürecek. Bazen ona da “Nereye kayboldun? Aaaa buradaymışsınnn!” diyebilirsiniz, battaniye ile yüzünüzü kapatırken.

12.AY

ÇİFTLİK EVİ

Bebeğiniz bu dönemde ilk adımlarını atmaya hazırlanır. Onu yere yatırın, isterseniz bir oyun halısını altınıza örtün. Getirin hayvancıklarınızı ve birlikte oyunlar oynayın. Arada sırada atçılık da oynayabilirsiniz. Kol ve bacak kaslarının güçlenmesine yardımcı olacak. Sizinki yürümeyi öğrenmeden at binmeyi öğrenecek desenize!

Bebeğinizle oyun oynarken onunla aynı göz mesafesindesiniz ve bu onun özgüven gelişimi açısından çok önemli. Çiftlik oyununa devam. Hayat bizim oyun alanımız!

18.AY

SAKLAMBAÇ

En sevdiğimiz oyunların başında saklambaç gelir, sizin de değil mi? Öyleyse çocuğunuzla birlikte çocukluğunuza dönme vakti! Ayrıca bu oyun çocuğunuzun sizin üzerinizde bir kontrol mekanizması oluşturabildiğinin kanıtı. Bunu ona biraz olsun bu saklambaç oyunuyla da olsa hissettirebilmek hem size hem ona iyi gelecek.

Saklambaç oyunu aranızdaki bağın güçlenmesini sağlayacak. Sizi saklandığınız yerde bulmuş olmak onun mutlu zaferi olacak. Hareket kabiliyetini de geliştirecek. Sizden saklanmak, onu bulmanız, çok eğlenceli çoook…